Çok Mu Kişisel Gelişiyoruz?


















Kişisel gelişim kitaplarını çok okurum. 

Hepsinin verdiği mesaj aynıdır: "Sen yaparsın, bak onlar yaptı, senin onlardan ne eksiğin var?, Aslansın!" ve daha nice süslü laflar…Sonunu bildiğiniz bir filmi izlemek gibidir aslında kişisel gelişim kitaplarını okumak. Haz almayan pek çok insan tanıyorum. Saygı duyarım. Fakat nasıl bakarsanız öyle görürsünüz derler ya hani. Kitabı nasıl algıladığınız çok önemli. Algıda seçici olmak gerek. 

Şimdi size sorsam hayatınızdaki en önemli varlık kim diye, eminim farklı cevaplar alırım her birinizden. Kiminiz annem der, kiminiz eşim, kiminiz çocuklarım... Dürüst olmalıyım ki bu sorunun cevabını öğrenmeden önce bende bu cevaplara benzer cevaplar geçirdim içimden. Ama kişisel gelişim kitaplarını okudukça bu soruya aslında yanlış cevaplar verdiğimizi fark ettim. Hayatınızdaki en önemli varlığı görmek için lütfen hemen şimdi bir aynanın karşısına geçin. Ve uzun uzun bakın. İşte hayatınızın en önemli, değerli varlığı tam karşınızda duruyor. 

Bilen bilir, ama bilmeyenler için şunu söylemeliyim ki her birey kendi hayatının en önemli varlığıdır. ‘Ben Dünya’nın en güzel karısıyam.’ repliğini hatırlar mısınız Yeşilçam’dan? Bir kadının hayata karşı daha dik durması için verilmeye çalışılan özgüveni anlatır aslında bu cümle. Kendi kendine defalarca tekrar yapan başrolümüzün tavırları da bir süre sonra buna göre şekil alır. Ve gerçekten de daha özgüvenli bir kadın portresi çizer.

Kendimizi gerçekten öyle değerli görmek gerek işte. Kulağa ürkütücü geliyor değil mi? Ne yani ben çocuklarımdan daha mı değerliyim şimdi diyen anneleri ya da ailem benim için her şeyden önce gelir diyen hayırlı evlatları duyar gibiyim. J Endişelenmeyin siz hala çok iyi bir anne, çok iyi bir evlatsınız. Çevremizdeki insanlara verdiğimiz değerden önce kendimize değer vermenin gerekliliğini vurgulamaya çalışıyorum ben. 

Bir şeyi kırk sefer söylersen gerçekten oluyor. Ben çirkinim, ben beceriksizim… gibi olumsuzlukları kendisine yakıştıranlar bir süre sonra gerçekten daha içine kapanık ve daha öz güvensiz oluyorlar. Ha şunu da söylemem gerek ki, kendimize olan sevgimiz egoya dönüşürse o da tehlikeli. ‘Egonu çeker misin, seni göremiyorum.’ boyutuna ulaşmamak lazım.

Her kitap size ne denli ayrıcalıklı olduğunuzu vurgular. Ve her kitap bir değer katar hayatınıza. Coşku zekadan önemlidir der Einstein. İşte bu kitaplar sayesinde coşkunuz kat be kat artar. Bir düşünün çevrenizden destek alamadığınız pek çok fikre aslında bu kitaplarda yazan hikayeler ortak olmuyor mu? Okuduğunuz başarı hikayeleri kendinize olan inancı kuvvetlendiriyor.
Elbette ki her kişisel gelişim kitabı doğru mesajı vermez. Biraz önce de söylediğim gibi algıda seçici olun lütfen. Seyirciyle, okurla, toplumla buluşan her ileti bazen gerçeklikten çok uzak olabilir. Her şeyin iyisi kötüsü olacaktır elbette. Her TV programı doğru iletiyi vermez, her çizgi film çocuklarımıza izlettirilmez, her kuşun eti yenmez J ...vs. Ancak unutmayalım ki her şey bizde başlar ve bizde biter. 
Ve yine bu kitapların bana öğrettiği bir başka mesaj:  "İnanmak başarmanın tamamıdır. Asla yarısı değildir." İnanın ve asla pes etmeyin. Hayatımda sonuna kadar inanıp başardığım başarı hikayelerim var. Güvenin bana. İsteyince gerçekten oluyor. Başarmak için %99 ter, %1 zeka işinizi görür. Yeter ki hayal edin, inanın ve harekete geçin. 

Paylaşmak istersiniz belki. 
Sizin de inandığınız için gerçek olan hayalleriniz var mı? 




Yorumlarınızı Bekliyorum